Reklam
Reklam

Kritik zirveye saatler kala AK Parti'den flaş açıklama

AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal, erken seçim konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kritik görüşmesi öncesi önemli açıklamalarda bulundu. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin yaptığı konuşmanın MHP'nin bir teklifi olarak görülmesi gerektiğini söyleyen Ünal, 'Ortada bir danışıklı dövüş yok. Bahçeli, 26 Ağustos derken Genel Başkanımız 2019 vurgusu yaptı. Her iki lider görüşmelerini yaptıktan sonra partilerinin yetkili organlarında bunu değerlendireceklerdir.' dedi.

Kritik zirveye saatler kala AK Parti'den flaş açıklama
Kritik zirveye saatler kala AK Parti'den flaş açıklama admin
Bu içerik 1057 kez okundu.

AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal'ın Habertürk'te katıldığı canlı yayında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli'nin kritik görüşmesinden, partilerin erken seçim tutumuna, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun eleştirilerinden ABD Başkanı Trump'ın tweetlerine kadar bir çok soruyu yanıtladı. 

İşte AK Parti sözcüsü Ünal'ın açıklamaları: 

'DANIŞIKLI DÖVÜŞ YOK'

"Erken seçim konusunda bugün sayın Cumhurbaşkanımız ile görüşülecek. Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı açıklama MHP'nin teklifi olarak görülmelidir. Bir 'danışıklı dövüş, o ona açıklattı, o dedi ki böyle, bu dedi ki böyle' Hayır ne bizim siyasetimizde ne MHP'nin siyaseti karşılıklı olarak bu şekilde danışıklı dövüşü ya da danışıklı eylem biçimini gerekli kılan bir siyaset değil.

24 Haziran ya da 16 Eylül konuşuluyor
24 Haziran ya da 16 Eylül konuşuluyor
'GENEL BAŞKANIMIZ KASIM 2019 VURGUSU YAPTI'

Biz bugüne kadar yapmak istediğimiz her şeyi toplumla paylaştık. Dün grup toplantısında sayın Devlet Bahçeli, 26 Ağustos derken, grup toplantısında sayın genel başkanımız da Kasım 2019 vurgusu yaptı. Burada her siyasi parti kendi görüşlerini paylaşır. Dün de MHP'nin bir erken seçim teklifi mahiyetinde bir açıklaması olmuştur, bu da bizim ilgili kurullarımızca değerlendirilir. Bu bir gereklilik olarak görülür ya da görülmez, ama bizim 15-16 yıldan beri AK Parti olarak her zaman ısrarla uyguladığımız şey seçimlerin tarihinde yapılması konusunda çok dikkatli davrandık ve bunu da uyguladık.


Seçimler erkene alınacak mı
Seçimler erkene alınacak mı?
'GÖRÜŞMENİN SONUCUNU GÖRMEMİZ GEREKİR'

Çünkü biz 16 yıldan beri siyasi istikrar, ekonomik istikrar oluştuysa bizim bu konudaki hassasiyetimiz. Dolayısıyla bugün sayın Cumhurbaşkanımız ile sayın Bahçeli arasında yapılacak görüşmenin sonucunu görmemiz gerekir. Bizim değerlendirme yapmamız doğru olmaz. Her iki lider görüşmelerini yaptıktan sonra partilerinin yetkili organlarında bunu değerlendireceklerdir. 

'CUMHURBAŞKANIMIZLA YARIN İKİ TOPLANTIMIZ VAR'

Bizim yarın cumhurbaşkanımız ile iki toplantımız var. Milletvekillerimizle 50'şer kişilik gruplar halinde bir araya geliyoruz. Şu ana kadar 6 toplantı yaptık, yarın 7'incisini ve sonuncusunu gerçekleştireceğiz. Bir de yarın cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi üst komisyon toplantısı var. Gündem ile ilgili Cumhurbaşkanımızın değerlendirmeleri de tabi ki olacaktır. Biz cumhurbaşkanımızla bir araya geldiğinde neyi konuşacaklar? Kaçınılmaz olarak 'siz bu konuda ne düşünüyorsunuz. Bahçeli'nin açıklaması oldu' diye milletvekillerimiz yarınki toplantıda bu soruyu soracaklardır.

Soru: Diğer partilerin erken seçim tutumu ve CHP'nin 'İYİ Parti seçime girmesin diye erken seçim kararı alındı' iddiaları... 

Ortada alınan bir karar yok. MHP genel başkanı sayın Devlet Bahçeli'nin teklif mahiyetinde bir açıklaması var. Biz her şeyden önce iktidar partisiyiz. İktidar sorumluluğunu aziz milletimiz bize vermiş biz de yerine getirmeye çalışıyoruz. Burada ne bizim ana muhalefet ne diğer siyasi partiler gibi böyle düşünmeden, değerlendirmeden bir karar almamız... Dediniz ya işte Saadet Partisi İyi Parti CHP 'hazırız seçime gidelim' diyorlar. 

'İNCE ELEYİP SIK DOKUMAK ZORUNDAYIZ'

Biz iktidar partisi olarak ince eleyip sık dokumak durumundayız. Biz Türkiye'nin menfaatlerini düşünmek durumundayız. Siyasetin öncekileri mi devletin öncelikleri mi diye sorarsanız şu an devletin öncelikleridir.

Bir taraftan sınır güvenliği konusunda hassas bir durumdayız. Türkiye dört tane terör örgütüyle mücadele diyor. AB'nin raporu yayınlandı, rapora baktığınızda öyle ifadeler kullanılmış ki eleştiri anlamında, diyorsunuz ki bu eleştirileri sen Fransa'ya İngiltere’ye yapmıyorsun ama bütün sorumluluklarını yerine getiren 15 Temmuz'u atlatmış, 1350 km sınırında Irak ve Suriye sınırında bir iç savaş yaşanan, diğer taraftan bir çok terör örgütünün tehdidi altındaki bir ülkeyle ilgili ülke raporu hazırlarken en ufak bir empati göstermiyorsun. 

Bu ülkenin gerçekliğiyle ilgili herhangi bir şekilde, aynı zamanda bu ülke bir NATO ülkesi ve bu ülke NATO'ya karşı da bütün sorumluluklarını yerine getiren bir ülke. Biz bütün bunları, dış ve iç politikayı, iç güvenliği sınır güvenliği, Türkiye'nin böyle bir seçime gitmesinin ne getirip ne götüreceğini, uluslararası dengelerde seçim kararının nasıl bir hava oluşturacağını, biz iktidar partisi olduğumuz için bunları değerlendirmek zorundayız. Muhalefetin yaptığı gibi sabah ayrı telde, akşam ayrı bir telde çalamayız biz.


Soru: Devlet Bahçeli'nin teklifi reddedilirse ittifak çatlar mı? 

Bunu benim burada değerlendirmem doğru olmaz. İhtimaller üzerinden parti sözcüsünün düşüncesini paylaşması bundan sonraki müzakerelere dönük bir ön kabul olur ki benim bu konuda bir değerlendirme yapmam doğru olmaz.

Soru: CHP lideri Kılıçdaroğlu dün grup toplantısında sizinle ilgili konuştu. 'FETÖ temizliği yaptınız, kaçı hakkında işlem yaptınız' dedi. Sizin daha önceki konuşmanızı kullanarak AK Parti'nin ve sizlerin gereken özeni göstermediği yönünde iddiaları vardı. Neden sizi eleştiriyor CHP?


Bir şeyin altını kalın hatlarla çizelim. Bunu tekrar tekrar ısrarla söylüyorum. Her şey biz yaşarken oldu. Biz geçmiş bir tarihi yaşamıyoruz. Biz 7 Şubat 2012'de, yani MİT Müsteşarı üzerinden Başbakana yürünmek istendiğinde, daha sonra 17-25 Aralık yargı darbe girişimiyle birlikte, biz özellikle başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan 'bunlar paralel devlet yapılanmasıdır' dedi. Ve biz o güne kadar aramızda, siz de hatırlayın. Bunlar gazeteci olarak aramızda mıydı? Bunlar toplum içerisinde emniyet,  yargı mensubu kisvesi altında, bunların medya kurumları, finans kurumları var mıydı? Vardı. 

'BİZ MÜCADELE EDERKEN CHP DELİL SORUYORDU'

Biz, bunlara dönük; çünkü CHP bize 17-25 Aralık'tan sonra harekete geçtiğinde CHP 'elinizde delil mi var bunlara karşı' diyordu ya... Devlet harekete geçtiğinde CHP'liler ne diyordu? Elinizde delil mi var diyordu. Ortada bir delil yoktu 17-25 Aralık öncesi, bunlar toplum  içinde dolaşıyorlardı. Ama 17-25 Aralık'tan sonra, genel başkanımızın Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesi ile MGK'da alınan kararlar, devletin harekete geçmesi, cumhurbaşkanımızın 'bunlar paralel' demesiyle birlikte biz bunlarla mücadeleye başladık.

Ama CHP milletvekilleri, Kemal Kılıçdaroğlu da dahil olmak üzere bunları korumaya başladılar. 'Siz bunlarla böyle yapmıştınız, şöyle yapmıştınız' Bunlar STK görünümünde, ciddi meşruiyet alanı oluşturmuşlar. Devletin hukuki bir eylemde bulunabilmesi için ortada bir delilin olması gerekiyordu. 17-25 Aralık yargı darbesiyle bunların ne yapmak istediği ortaya çıktı. Bunların örgütlendiği ve bunların idari olarak bağlı bulundukları, savcı ve adalet bakanına bilgi vermeden, emir almadan dışardaki abilerden imamlardan Pensilvanya'dan emir aldıkları ortaya çıkınca biz savaşmaya başladık. CHP 'delil var mı' diyerek bunları korumaya başladı.

'ERDOĞAN DÜŞMANLIĞIYLA TÜRKİYE DÜŞMANLIĞINI KARIŞTIRIYOR'

15 Temmuz’a kontrollü darbe diyen sensin. 20 Temmuz OHAL kararına darbe diyen kim? Sensin. Bu devletin mahkemesini itibarsızlaştıran kim? Sensin.

Siyasi konularda ittifak oluşturursunuz, muhalif bir pozisyon alırsınız. Ama milli meselelerde mutabakat vardır, mutabakat vardır, mutabakat vardır. Sınır güvenliği, ülkenin menfaatleri, terör; bu konularda mutabakat vardır, siyaset olmaz. Diyoruz ki sen muhalefetini yap ama milli meselelerde mutabakat içinde oldu. ‘Türkiye’de can güvenliği yoktur, mal güvenliği yoktur’ Şu Türkiye ile uğraşma. Erdoğan düşmanlığıyla Türkiye düşmanlığını birbirine karıştırır hale gelmişsin, bunu yapma.

2014’de bir TV programında, ben diyorum ki hatırlayalım diyorum. Bundan 20 yıl önce ceberuta devlet dini gruplara baskı yaptığı için üzülmez miydik? Bunlar da dini grup görüntüsündeydi. Ceberut devlet aklı yüzünden bunlar palazlandılar ve büyüdüler. Buradan yola çıkarak diyor ki, bu diyor FETÖ’yü destekliyor. Beni bilen bilir. Hayatım boyunca FETÖ ile nasıl mücadele ettiğimi, 2011-2012’de benimle ilgili haber yapmışlardı. Bunların bürokrat yapısına dönük AK Parti hükümeti mücadele ederken bunlar kıyamet koparıyorlardı. Dolayısıyla mugalata ile siyaset olmaz. 

'PARMAK SALLAMA HAKKINI SANA KİM VERİYOR?'

Einstein diyor ya ‘Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekleyemezsiniz’ Akşam yatıyorsun hakaret, sabah kalkıyorsun hakaret. Hakaretlere bir sessiz kalıyoruz, iki sessiz kalıyoruz. Bunun siyasetinin Türkiye’nin gündemini rehin almasına izin vermeyelim diyoruz ama o parmağını sallayarak öyle hakaretler ediyor ki, bana AK Parti’ye Cumhurbaşkanımıza parmak sallama hakkını kim veriyor ya? Hakaret etme hakkını sana kim veriyor? Siyaset bize böyle bir hak verebilir mi? İnsanların onuru, özel hayatıyla ilgili bir sürü yalanı söylüyorsun, parmağını sallıyorsun. Orada da militan dediğin öfkeli azınlık var onlar da seni alkışlıyorlar sen de gaza geliyorsun. Bunun sonuçlarını seçimlerde görecek ve siyasi tarihin çöplüğünde yerini alacak.

Soru: ABD Başkanı Trump'ın rahip ile ilgili attığı tweet... Suriye ile ilgili gelinen son durum?

Biz Trump’ın tweetlerine alıştık. Türkiye bir hukuk devleti. Onlardaki yargı da bizdeki yargı değil mi? Tabi ki de yargı kararlarına saygı duyacağız. Ve rahip ile ilgili kararı verecek olan ne Trump ne de yargı dışında hiçbir irade değil. Bizzat yargının kendisi bu konuda kararını verecek. Yargı sürecinde de bizim değerlendirme yapmamız doğru olmaz. 

Esed’in kimyasal silah kullanımı ilk değil. Bizim kimyasal silah kullanımına karşı hava harekatını desteklememiz, bizim ABD Fransa ve İngiltere’nin bölge politikalarını desteklediğimiz anlamına gelmez. Bizim dış politikamız çok boyutludur. Son 10 günde, cumhurbaşkanımız 5 devlet başkanıyla görüşmüş. Aynı anda hem Merkel ile hem Ruhani, hem Putin ile görüşebilen tek lider. Bölgede oyun kurucu ve diplomasi yürüten tek lider.

Türkiye’nin ekseni Türkiye’dir, dış politikamız tutarlıdır. Bölgede çok boyutlu ve kapsamlı, gerektiğinde kimyasal silah kullandığında Esed’e dönük hava harekatını destekleriz, gerektiğinde çatışmasızlık için Rusya ve İran ile görüşürüz, gerektiğinde bizim Münbiç ile ilgili Tel Rıfat ile gerek gördüğümüzde terör unsurlarına dönük harekatı planlarız. Dolayısıyla bizim eksenimiz Türkiye eksenidir.

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kongreye Damga Vuran Anlar! Başbakan Yıldırım, Samanyolu Şarkısını Söyledi
Kongreye Damga Vuran Anlar! Başbakan Yıldırım, Samanyolu Şarkısını Söyledi
Trump'ın
Trump'ın "Ben Brunson'dan Daha Casusum" Tweetiyle ABD'liler Dalga Geçti: O Kadar Zeki Değilsin