ŞEHRİN HÜZNÜ
Bahattin GÜLŞEN

ŞEHRİN HÜZNÜ

Bu içerik 220 kez okundu.

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil, çil kubbeler serpen ordu?
   (Sakarya Türküsü- N.F.Kısakürek)

Çok bilinen ve zaman, zaman tartışılan, 1930 ve 1940 CHP’ li  yıllarda, Camileri kapatılıp depo ve ahır olarak kullanıldığı, camilerle beraber bir çok tarihi eserin yakılıp yıkıldığı ve ya  satıldığı konularını hepimiz, okumuş yada  duymuşuzdur…                                                                                                                                       

Önceki yazımızda, ‘’Şehrimiz Edirne birçoğu camii olmak üzere 120 Tarihi eserin  Satıldığı kayıt altına alınmıştır. Kör kazma ya da dinamitle yıkılanlar, Taşları ve keresteleri satılanlar ve kaderine terk edilenler bunlara dahil değildir.’’  Şeklinde bir ifade kullanmıştık. 

Yukarıda ki ifadelerde geçen ,’’120 eserin satıldığı,, yönündeki  tespit ,Konuyla alakalı olarak,detaylı bir inceleme ve envanter çalışması yapan Şair ve Türk İslam sanatı  tarihi araştırmacısı Rıfkı Mehlül Meriç ‘in  kaleme aldığı çalışmadan alınmıştır. Müellifin 1960 yıllarda dergilerde yayınlanan yazıları, ‘’Şehrin Hüznü-Edirne’nin Tarihi Mimari eserleri ‘’adı altında  adı ile geçtiğimiz yıllarda Edirne Valiliği tarafından kitap olarak basılmıştır….    

Akademik özellikte, Geniş ve detaylı bir çalışmayı içeren bu eserde; Edirne valiliği ve vakıflar Bölge Müdürlüğü arşiv kayıtlarının, titiz bir incelenmesi sonucu Edirne’nin Mevcut olan ve kaybolan, tüm mimari eserleri tek,tek ayrıntılı listeler halinde belge ve kayıtları ile gözler önüne serilmiştir.      

Türklerin Rumeli’ye geçişini takiben fethedilip Osmanlı hâkimiyetine giren Edirne (1361-1362) ve bu tarihten ilk Rus harbine (1829) kadar geçen zaman diliminde, ceddimiz Osmanlı, bu şehri Payitaht (Başkent) yapmış. Bir yüzyıla yakın Başkent ve sonrası da, Avrupa’nın eşiği Lojistik ve stratejik bir üs ve askeri ve ilmiye alanında eğitim şehri olarak, zaman, zamanda sultanların ve şehzadelerin sayfiye yeri olarak, daima! Bursa ve Manisa gibi, Osmanlının gözde birkaç şehrinden biri olma özelliği hiç kaybolmamıştır. Devlet-i ali ye yaklaşık 450 yıllık bu süre içerisinde şehri İmar ve ihya etmiş, Eşsiz mimari eserlerle beraber bu dönemde şehre Yüzlerce eserler kazandırmıştır.                                                                                       

Bu dönem içerisinde; Camiler, Medreseler, Tekkeler, Zaviyeler, Türbeler, Çarşılar, İmarethaneler, Hamamlar, Saraylar, kasırlar, Su yoları, Çeşmeler, Şadırvanlar, Kervansaraylar, Hanlar, Köprüler,Askeri Kışlalar, Geleneksel  Ev ve konaklar ile Dünyada eşi az bulunan bir Şehircilik örneği olarak,Türk İslam Tarihi eserlerinin emsalsiz örneklerini  bizlere miras bırakmışlardır.

 1800 yıllardan sonra, Savaş ve İşgaller neticesi ,baş gösteren kıtlık ve fakirliklere rağmen ve Osmanlıya  ‘’Hasta Adam,, dedikleri  son yıllarında,Bilhassa Sultan Abdülhamit devrinde,bu gün hala ayakta olup  hizmet veren,Her biri son Osmanlı dönemi Milli Mimari akımını yansıtan, onlarca Okul  Askeri kışla vs. binalar yapılmıştır.

Bu sebeple, Dünyada Floransa dan sonra En çok tarihi eserin bulunduğu Şehrin Edirne olduğu  söylenilmektedir.

Ne yazık ki, Yeni kurulan Cumhuriyetimiz, Maddi yetersizliklerin yanında Muasır medeniyetler dünyasında yer alma arzusunu şiar edinip geçmişi yok sayan zamanın moda anlayışına uygun olarak Ülke çapında bu eserlere sahip çıkmamış. Yıkmış, satmış ve ya kaderine terk etmiştir.                                                

Günümüzde ise maddi refahın ve ulaşım imkânlarının kolaylaşması ile Edirne’ye akın, akın gelmekte olan yerli ve yabancı ziyaretçilerimiz sayesinde Edirne esnafı, Ata yadigârı bu mirasımızın nem’a larını hala paylaşmaktadır.

İyi bir gelişme olarak,Son 15 yılda, Vakıf gelirlerinin Genel bütçeden ayrılması ve Hükümetin, Tarihi Mirasımıza gösterdiği hassasiyet sayesinde Edirne’de Onlarca Tarihi Eser onarılmış. Birçoğu da aslına uygun olarak yeniden yapılmış ve yapılmaktadır.

Bu müspet gelişmelere rağmen Üzülerek görüyoruz ki, Bu Bahtsız Şehrin Bahtsızlığı devam etmektedir. Bu tarihi Şehir, Cumhuriyetin İlk yıllarında olduğu gibi Maalesef son yıllarda da Bu defa yine Ayni Zihniyet ve kafa yapısına sahip, Yine Kendisini Muasır (Çağdaş) olarak tanımlayan eller tarafından Tahrip edilmiş ve edilmektedir. Yerel yönetim Belediye Bilhassa Son 25-30 yılda Hızla artan konut ve Şehirleşme ihtiyacı karşısında son derece kifayetsiz ve yetersiz kalmış, Şehir Merkezinde bulunan, eski Edirne mahalleleri kaderine terk edilerek harabeleşirken, Yeni ve sözüm ona modern mahallelerimiz ise, bilinçsiz ellerde ve ranta dayalı şehircilik ilminden uzak, ilkel planlamalarla labirente dönüşmüştür. Bu gün, çökmüş alt yapısıyla ağlayan bir Edirne’de yaşıyoruz. Ve Dün olduğu gibi  bu günde, Ayni harabat ehli tarafından Şehrimiz tahrip edilmektedir.

 ŞEHRİN HÜZNÜ devam ediyor. Acaba ne kadar farkındayız?

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
9 kişi cenaze töreninde yedikleri yemekten öldü
9 kişi cenaze töreninde yedikleri yemekten öldü
Sesi duyan telefona sarıldı
Sesi duyan telefona sarıldı