Tarım ve Sanayi
Yusuf CEBE

Tarım ve Sanayi

Bu içerik 104 kez okundu.

Günümüzde tarımsal sorunların temelinde, tarımın yeterince desteklenmemesi yatmaktadır. Tarım, ülkemizin kalkınmasında bugüne kadar devamlı ön planda olmuş, tarımdan elde edilen gelirlerden sanayi başta olmak üzere diğer sektörlere sürekli kaynak aktarımı sağlanmıştır. Katma değeri yüksek olan diğer sektörler büyüdükçe, kendisine kaynak oluşturan tarım, yıllar itibariyle ikinci planda kalmış, bu durum da tarımda çalışan nüfusun ikinci plana atılmasına yol açmaktadır.

Hafızamızı biraz zorlayıp şehirlerde etrafımıza baktığımızda, 3-4 kuşaktan beri sanayiciyiz, 4 kuşaktan beri börekçiyiz, bilmem ne kadar kuşak kebapçıyız  diye övünen ve bunu satışları arttırmak maksadıyla reklam ve güven tesisi için yapan birçok işletmeyi görmek mümkündür.

Ancak, 3 kuşaktır en iyi sütçü büyük baş hayvan yetiştiriyoruz, 4 kuşaktır en iyi meyva ağacı  fidanı yetiştiriyoruz diyene rastlamak mümkün mü? Bunu reklam aracı olarak kullanan tarımsal üretim yapan bir işletmeye en azından ben bugüne kadar rastlamadım !

Tarım sektörünün sermaye devir hızı çok düşük olup, o da 1’ dir. Yani  sanayici yıl içinde 10-15 kez bir ürünü üretip paraya çevirebilir ve tekrar üretebilir. Bir ürünün üretimine yatırdığı sermayeyi yılda 10-15 kez çevirme imkanına sahiptir. Ticaret de böyledir satmak için bir ürüne yatırdığı sermayeyi yılda 12-15 defa çevirme imkanına sahiptir. Halbuki tarımda durum çok farklıdır! Yılın Ekim-Kasım ayında toprağa ektiğin buğday tohumunun karşılığını Temmuz ayında yılda bir defa almış olursun. Yani toprağa yatırdığın sermayenin karşılığını yılda parasal olarak bir defa almış olursun. Bu da buğdaya devlet tarafından belirlenen ve önceki yıla göre yaklaşık enflasyon oranında attırılan fiyat kadardır.

Başka bir deyişle de, tarım katma değeri düşük olan bir üretim sektörüdür. Yıllar itibariyle bilimsel gelişmeler dikkate alınarak  yapılan tarımdaki değer artışının,  sanayi  veya ticaret sektörlerindeki gelir artışını sağlaması mümkün değildir.

Dolayısıyla, tarımsal kredi faiz oranları hiçbir zaman ticaret ve reel sektördeki kredi faiz oranlarıyla aynı olmamalı, çok daha düşük olmalıdır! Ticari kredi faiz oranı ile zirai faiz oranı arasındaki zirai faiz leğine oluşan menfi faiz farkı da devlet tarafından karşılanmalıdır.

Bunun dışında, Dünyadaki en gelişmiş bilimsel teknolojini uygulasan da, birim alandan alınacak ayçiçeği, mısır, buğday verimini sadece belirli bir oranda arttırmak mümkün olur. Bununla birlikte tarımsal üretim artışı sadece bilimsel gelişmelere de bağlı bir sektörde değildir.

Toprak yapısı, iklim, o bölgenin yıllık yağış miktarı v.s. tüm bu faktörler tarımsal üretimi ve verimi etkiler. Toprağa ektiğimiz tohumun hasatta ne kadar verim vereceği bilemeyiz. Tarımsal üretim toprakta ve doğada yapıldığından çevredeki iklim ve yağışlardan kaynaklanan doğal afetlere karşı da açıktır. O sebeple hasatın, verimin, tarımsal gelirin nasıl gerçekleşeceğini önceden kestirmemiz de mümkün olmaz!

Tarımsal üretimin çevresel faktörlere bağlı olması dolayısıyla da çiftçilerimize   kaynak aktararak, yıllar itibariyle tarımsal gelirin azalmasına paralel olarak sosyal statüleri göreceli olarak azalan, tarımsal nüfusun sosyal statülerini güçlendirmemiz de çok büyük önem taşımaktadır.

Bugüne kadar, Tarım sektörünün büyük katkılarıyla sanayimizin bugünkü noktaya geldiğini düşünerek, tarımsal üretimin ne kadar önemli hale geldiğini gördüğümüz bugünlerde, tarımsal nüfusu küstürmemek, köylerde yaşayan ve son yıllarda gittikçe azaldığı gözlenen genç nüfusun tarımda istihdamını sağlamak için, çiftçimize Ülkemiz toplam gayrisafi üretiminin % 2 sinden az olmamak üzere devlet desteği verilmesinin sağlanması büyük önem taşımaktadır. (Ne yazık ki bu oranda destek bugüne kadar sağlanmamıştır.)

Bu sayede, özellikle son yıllarda tarımsal üretimdeki dışa bağımlılık, özellikle bazı tarımsal ürünleri fiyatlarındaki anormal artışlar sebebiyle, bu ürünlerin ithal ürünlerle ikame edilerek, tarımsal ürünlerde fiyat istikrarının sağlanması, dolayısıyla tüketicinin korunması çabaları başarıya ulaşabilir.

Tabidir ki; bu arada,  Ülkemiz tarım politikasını yürüten İradenin, tarımsal üretimde fiyat istirarının sağlanmasında ithalat yerine, yerli üretimi planlayarak, fiyatı yüksek teşekkül eden ürünlerin üretiminin arttrılması yolundaki çabalara çok daha fazla önem vermesi gerektiğini ifade etmek isterim. Ancak, bu yolla birkaç yıla kadar tarımsal üretimde var olan sıkıntıların doğal mecrasında azalacağını hep beraber görebiliriz!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
9 kişi cenaze töreninde yedikleri yemekten öldü
9 kişi cenaze töreninde yedikleri yemekten öldü
Sesi duyan telefona sarıldı
Sesi duyan telefona sarıldı