Ansiklopedik bilgi şöyle açıklıyor:
“Bir gazetenin hazırlanmasında ve çıkarılmasında görev alan kişilere gazeteci adı verilir. Gazeteci, haber ve bilgi kaynağına çabuk ulaşmak ve bu kaynaklardan edindiği bilgi ve haberleri okurlara sunma işini üstlenmiştir. Gazetecinin bu görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir.”
Evet gazeteci ile ilgili tanımlama bu.
Gelin bu tanımlamadan yola çıkarak bir yerel analiz yapalım.
Edirne de yayında olan yerel gazetelere ve verdikleri haberlere,şehrin sorunlarına ilgilerine,yanlış işlere yanlış deyişlerine,doğru yapılması gereken işlerle ilgili yaklaşimlarına ve onları sizlere nasıl sunduklarına birlikte bakalım.
Yerel günlük gazeteler resmi ilanlardan gelen kazançları dışında, şehirde bulunan ticari işletmelerin reklam ve ilanlarından oluşan gelirleri ile yaşamlarını sürdürmeye çalışırlar.
Elde edilen gelirler gazetede tiraj,sayfa sayısı,renk ve kağıt kalitesinde kendini gösterir.
Ülke ve şehir ekonomisinden her ticari işletme gibi gazetelerde bağımsız değildir.Ayrıca insanımızın okuma alışkanlığı da gazetelerin varlığı ve yaşamaları önündeki olumsuz etkenlerden biridir.
Abonelik sistemi ile yapılan pazarlama tirajı belirlerken,gazete çalışanlarınıda
belirlemektedir.
Gönüllülük esasına dayalı olarak oluşmuş yazar kadrolarında ise “adım hıdır elimden gelen budur” ile meramın kelama dönüşmesinde büyük sıkıntıların yaşandığı herkesin malumudur.
Kalem tutabilen Ya da eline bir klavye geçirenlerin veya matbaa işlerinin yanında para kazanabilmek için gazete çıkaranların; isimlerinin önüne kolayca “gazeteci”sıfatı eklemeleri mevcut şartlar içinde kaçınılmaz bir gerçeklik olarak önümüzdedir.
Edirne de yayında olan günlük ve haftalık gazeteler içinde durum budur.
Gazeteci haber ve bilgi kaynağından elde ettiklerini okurlarına sunarken dedikodu ile amel etmeden belge ile işini yapar yapmalıdır.
Fakat mevcutta yaşanan bumudur?
Yukarıda yazdığımız gibi isminin önüne “gazeteci”sıfatını eklemiş olan biriside yazılarında ve yerel tv de elde ettiği “yorumcu”sıfatı ile yaptığı yorumlarda maalesef bu kurallara riayet etmeden önüne gelene sallıyor.
Elinde belge olmadan insanların kişilik haklarını kolayca ihlal ederken sadece duyumlarla elde ettiklerini haber diyerek sunmaya çalışıyor.
Okuduğunu bile anlamadığını düşünmeme sebep verdiği son yorumunda, Ak Parti ile ilgili neden konuştuğunu izaha çalışıyordu.
Oysa bir iktidar partisi olan Ak partinin icraatları ile ilgili kendisine hiç kimsenin bir şey demeye hakkı yokken, kendine yapılan eleştirinin sadece Ak Parti yönetimi ve partinin iç işleri ile ilgili olduğunu maalesef anlamamıştı.
Konuşmalarının büyük bölümünü ayırdığı Ak Parti yönetimi ve muhalifleriyle ilgili dedikodulardan seyircilerin ve okuyucuların artık sıkıldığını anlaşılan o ki arkadaş hala farketmiş değil.
Konuşacak ya da yazacak konu bulmaktaki kabız haline birde farkında olunmak arzusu eklenince ismine eklediği sıfatla gazeteci elinden geleni ortaya koyuyor.Oysa sadece adım hıdır dese biz onu daha iyi anlamazmıydık diye düşünüyorum.
Ayrıca merakıma mucip bir başka konuyu da sizinle paylaşmak isterim.O da
günlük yaşamın yöresel ağızı ile konuşan bir insan nasıl olurda yorum yapmak için tv ekranlarında arzı endam eder?Hadi diyelim o fütursuzdur cüretinde; ama o tv nin yöneticileri nasıl olurda izleyenlerine bunu reva görür? Siz bunu anlayabiliyormusunuz?
Hadi diyelim Edirne ve hemşehricilik anlayışınızla anladınız;peki aynı ağızı kullanan birinin TRT il temsilcisi olmasını nasıl anlayacaksınız?Benim gibi TRT ye yapacağı ve yayınlanabilecek ilk haberini sabırsızlıkla beklemeyecekmisiniz?
Edirne'de Gazete ve gazetecilikle ilgili değerlendirmelerimizi tek bir örnek üzerinden anlatmak tabiiki analizimiz için yeterli olmayacaktır.Ancak sarı basın kartı sahibi olmanın ya da bir gazetede yazılarına yer bulmanın,mesleğe ilgili mektepli gençlerimize ideal bilgi gibi kavramların yakınından geçmediğini nasıl anlatılmalı kaygısı bunları yazmama sebep oldu.
Biraz cesaret, bolca cüret, etkin siyasilerle ve güçlü, paralı iş adamlarıyla yakınlık;harfleri kelimeye dönüşterecek kadar yazma bilgisi,muhataplarınızca anlaşılmasınızda bolca konuşan bir çeneye sahip olmanız size isminizin önüne koyacağınız o sıfatı kazandırmaya yetecektir.
Evet mesleğe hevesli gençlerimize önümüzdeki örnekten hareketle verebileceğimiz öğütler bunlar olacaktır.
Şehrin sorunlarına bakışta yerel gazeteler muhakkak imkanları dahlinde ellerinden geleni yapma arzusu içindedirler.Ama gazete sahiplerinin ilişkileride bu işin icrasının asıl belirleyicisidir.Belediye başkanının ya da başka bir yöneticinin icraatlarını değerlendirmek ve bunları olumlu veya olumsuz okurlara sunmak ekonomik var oluştan ayrı değerlendirilemez.
Gazetenin sermayesi ekonomik varlığındaki genel gücü haberlerin okuyucuya ulaşmasında önemli faktördür.
Özgür ve bağımsız bir yayın hayatı bir gazetenin ve onu hazırlayanların büyük amacı olsada ;sermaye de yaşanan sıkıntı o amacın yaşatılmasına en büyük engel olacaktır.
Neyse biz yinede var olanların yakın gelecekte kendilerini yenilemesini umarak onların yaşamalarına gereken katkıyı kendimizinde koyması sorumluluğumuzu unutmadan şehrimizi ve onunla ilgili haberleri bize taşıyan
gerçek gazetecilere şükranlarımızı sunalım.
Unutmayalımki gazete ve gazetecilerin varlığı ve çokluğu yani hizmeti sunanların varlığı hizmeti alanların teveccühüne muhtaçtır.Her meslekte olduğu gibi olumsuz örneklerin varlığı bize sunulan hizmetin kalitesinde bir müddet sıkıntı yaşatsada bu sıkıntının ortadan kalkması için güçlü ve ısrarlı taleplerimiz onları ortadan kaldıracaktır.
Yazılanları okumamak yorumları izlememek le ortaya konacak pretosto o olumsuz örneği önümüze koyanları uyarmak için yeterli olacaktır.
Selam ile...
Ömer Faruk