Edirne'nin 5 asırlık sağlık müzesi, ziyaretçileri bekliyor

EDİRNE'de, Sultan 2'nci Bayezid'in emriyle 1488'de akıl hastalarını tedavi ettirmek amacıyla 'Darüşşifa ve Tıp Medresesi' adıyla kurulan, Trakya Üniversitesi bünyesindeki UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi'nde bulunan ve 2004 yılında Avrupa Konseyi Avrupa Müze Ödülü'nü kazanan Sultan...

Edirne'nin 5 asırlık sağlık müzesi, ziyaretçileri bekliyor
Edirne'nin 5 asırlık sağlık müzesi, ziyaretçileri bekliyor Yasin
Bu içerik 168 kez okundu.

Sultan 2'nci Bayezid'in emriyle 1488'de akıl hastalarını tedavi ettirmek amacıyla 'Darüşşifa ve Tıp Medresesi' adıyla kurulan, Trakya Üniversitesi bünyesindeki UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi'nde bulunan ve 2004 yılında Avrupa Konseyi Avrupa Müze Ödülü'nü kazanan Sultan 2'nci Bayezid Sağlık Müzesi, normalleşme sürecinde kapılarını yeniden açmaya hazırlanıyor. Trakya Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Erhan Tabakoğlu, tarihe yolculuk yapacağını belirterek, "Buraya gelen misafirler 5 duyularını çalıştırarak, bu müzeyi yaşayabilecek. Sanki, Osmanlı'nın o döneminde, 1400'lü yıllarda dolaşıyormuş hissine kapılacaklar" dedi.

Edirne'de her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği Sultan 2'nci Beyazıt Külliyesi Sağlık Müzesi, koronavirüs salgını sürecinde önlem amaçlı kapatıldı. 1 Haziran'da başlatılan normalleşme sürecinde, müze kapılarını yeniden ziyaretçilerine açmaya hazırlanıyor.

Müzedeki son çalışmaları yerinde inceleyen Trakya Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Erhan Tabakoğlu, ziyarete gelenleri, 5 duyuya hitap edecek bir deneyim beklediğini ifade etti.'MEDENİYETİ EN GÜZEL ANLATAN YERLERDEN BİRİSİ'Müzenin, bakanlığın tüm kurallarına uyacak şekilde hazırlanıp, dezenfekte edildiğini anlatan Rektör Tabakoğlu, "Biliyorsunuz sağlık müzemiz bizim medarı iftarımız. Medeniyetimizi en güzel anlatan yerlerden biri. 1400'lü yıllarda yapılmış, o zamanın tıbbı nasıldı, o zamanın hasta bakımı ve insana verilen değer nasıldı, bunları en güzel gösteren eser. Osmanlı'dan önce de İslam tıpta çok ileri gitmişti. 10'uncu Yüzyıl'da İbn-i Sina'yı yetiştirmişti. Çok önemli düşünce adamlarını yetiştirmişti. O medeniyet Anadolu Selçuklu'ya gelmişti. Kayseri'de ve Sivas'ta şifahaneler var. Ama bunların en gelişmişini biz Osmanlı'nın kuruluş aşamasındaki Edirne'de görüyoruz. İşte burada 2'nci Beyazıt Han'ın eserinde, burası hastane bölümü. 1400'lü yıllarda nasıl bir tıp vardı, nasıl hastalar muayene edilirdi, ne tür metotları vardı? Bütün yazılı kaynaklardan bunları elde etmemiz mümkün" diye konuştu.'BİLİME VE İNSANA DEĞER VERİŞİN EN CANLI ÖRNEĞİ'Müzede, zamanın tıp uygulamalarının, mankenler ve replikalarla anlatıldığını kaydeden Rektör Tabakoğlu, "Çok az elemanla çok iş yapılabileceği, hasta mahremiyetine dikkat edildiği, yoğun bakım ünitesi olarak kullanılabilecek, poliklinik olarak kullanılabilecek bir kompleks var burada. Su sesi tam ortaya konmuş ve bir şifa aracı olarak kullanılmış. Müzik aleti konmuş ve bir şifa aracı olarak kullanılmış. Güzel koku bir şifa aracı olarak kullanılmış. Yiyecek, perhiz tedavileri çok önem kazanmış. Hastalığa göre yemekler verilerek tedavi edilmiş. Zamanının çok ilerisinde olduğunu söyleyebiliyoruz. 1400'lü yıllarda bu topraklarda bilime ve insana nasıl değer veren bir medeniyetin yaşadığının en canlı örneği bu. Bu sayede de Avrupa en iyi müze ödülü, UNESCO dünya mirasları listesine girmiş bir müze" dedi.  'GELENLERİ 5 DUYULARINA HİTAP EDECEK BİR DENEYİM BEKLİYOR'

Müzeye gelenleri, 5 duyuya hitap edecek bir deneyim beklediğini belirten Rektör Prof.Dr. Tabakoğlu, "Buraya gelenler, 5 duyularını çalıştırarak bu müzeyi yaşayabilecekler. Sanki, Osmanlı'nın o döneminde 1400'lü yıllarda dolaşıyormuş hissine kapılacaklar. İlk duyumuz gözümüz. Burada gezerken, kılık kıyafetleri Osmanlı dönemine ait insanlar geziyor olacak, tavus kuşları, hünkar tavukları geziyor olacak. İkincisi dokunabilecekler. Var olan yapılara ve mankenlere dokunarak yaşayabilecekler. Sonra kulaklarından daha önce burada meşk edilen müziğin sesini duyabilecekler. Canlı müzik seremonisi de olacak mutlaka. Ama aynı zamanda fonda daima bir müziğimiz var. Üçüncü olarak güzel koku duyacaklar çünkü buhurdanlıklarla eskiden tedavi metotlarında güzel koku olduğu için biz de güzel koku misafirlerimize hissettiriyoruz. ve son olarak tat olarak da Osmanlı döneminde yapılan şerbetlerden ikram ediyoruz. Yani 5 duyusuyla asla unutamayacakları bir deneyim onları burada bekliyor" ifadelerini kullandı.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
TBMM Başkanı Şentop İdam cezası düşünülebilir
TBMM Başkanı Şentop İdam cezası düşünülebilir
HAYATIN TÜM RENKLERİ İÇİN YEŞİLİ ÖNEMSİYORUZ
HAYATIN TÜM RENKLERİ İÇİN YEŞİLİ ÖNEMSİYORUZ