Basında Dezenformasyon
Satuk Buğrahan MİRZABEY

Basında Dezenformasyon

Bu içerik 4680 kez okundu.

Medya - sosyal medya üzerinden maksatlı şekilde yürütülen dezenformasyon faaliyetleri, manipülatif haberler ve siber saldırılar, dünya tarihinde ilk kez karşılaşılan tehditler olmalarının yanında; herhangi bir yerden yapılabilmeleri ve takip edilmelerinin zorluğu sebebiyle modern çağın güvenlik sorunları arasında ilk sıralarda yer alıyor.

 

Çeşitli ülkelerdeki medya kuruluşlarının yayınları ve sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlar üzerine yapılan incelemelerde, bazı ilginç benzerlikler fark ediliyor. Güvenlik uzmanlarının ve bilim insanlarının, bu yayınlar üzerine incelemeler yapmaları gerektiğini düşünüyorum.

 

Peki, konuyu hangi sebeplerden dolayı, güvenlik uzmanları ve bilim insanları incelemeli? Basın ve sosyal medyanın, psikolojik harbin günümüzdeki en etkili unsurları haline gelmiş olması ve manipülatif yayınlar yapılarak kitlelerin; aşağılık kompleksi, güvensizlik, öğrenilmiş çaresizlik ve tek tipleşme ile nasıl karşı karşıya kaldığının görülmesi açısından, konuya bilimsel yönden yaklaşılması gereklidir.

 

Çeşitli ülkelerde, farklı medya kuruluşlarının yayınları ve sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlardaki benzerlikler ve bu yayınların toplumlara etkilerine gelince;

 

  • Toplumun temelini oluşturan aile yapısının içinin boşaltılarak toplumsal çöküşün hızlandırılmasına yönelik yayınlar,

 

  • Ülkenin kültürünün ve milli değerlerinin, çeşitli yabancı kültür ve unsurlarla kıyasının yapılması suretiyle aşağılanması,

 

  • Toplumda, gelişmeleri istemeyen bir kesimin oluşturulması, bu kesimin; bilimsel ve teknolojik açıdan ilerlemiş ülkelerin, bu alanlarda ilerlemenin sağlanabilmesi amacıyla geçmişte attıkları adımlarındevlet eliyle kendi ülkelerinde yapılmasına karşı olmasının sağlanması,

 

 

  • Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin sistemli ve uzun soluklu çalışmalar sonucu olduğunu görmeksizin, gelişme adına başlangıç olarak nitelendirilebilecek adımların atıldığı süreçte; bir başka ülkenin bu alanlardaki gelişmişlik düzeylerinin kıyaslamasının yapılması ve konu ile alakalı uzman olarak nitelendirilen kişilerin ülkedeki gelişmeleri sadece olumsuz yönleriyle ele aldıkları yayınlarının medyada ön planda tutulması suretiyle, devlet eliyle atılan adımların zararlı olduğu düşüncesinin topluma empoze edilmesi,

 

 

  • Yurtdışında çalışmanın özendirildiği, beyin göçünü hızlandırmaya yönelik, yabancı kültürlere ve ülkelere hayranlık ile bakılmasının ve milli değerlere soğuk bakılmasının özendirildiği yayınlar ile özellikle genç nüfus üzerinde olumsuz etki oluşturulması,

 

 

  • Tüketimin teşvik edilmesi,

 

 

  • Pek çok ülkenin, yüz milyarlarca Dolar harcama yaptıkları savunma sanayisi ithalatının, yerli üretim savunma sanayisi kurulması suretiyle bitirilmesine yönelik olumsuz yayınlar yapılması,

 

  • Ülkelerin siyasi ve ekonomik menfaatleri doğrultusunda manipülatif yayınlar yapılması,

 

 

  • Toplum içerisinde siyasi görüşü, etnik kökeni, sosyal sınıfı vs. yönleriyle farklı kesimlerin,özellikle sosyal medyada yapılan paylaşımlarla aşağılanması ve birbirlerine karşı kışkırtılması, bu paylaşımların çok kısa sürede milyonlarca kişiye ulaşması,

 

 

  • Devlete ve devlet kurumlarına yönelik dezenformasyon faaliyetleri yapılması,

 

 

  • Ulus devletlerin üniter yapısını hedef alan yayınlar yapılması,

 

 

  • Terör örgütlerini, meşru bir oluşum gibi göstermeye yönelik yayınlar yapılması şeklinde özetlenebilir.

 

Basın önemli bir güçtür; doğru ve tarafsız olmadıkça bu gücün amacına uygun şekilde kullanılması mümkün değildir, bu duruma Alman basınındaki bazı gazetelerin yayınları örnek verilebilir.

 

Türkiye’nin, milletlerarası hukuk ve anlaşmalardan kaynaklanan haklarını korumak maksadıyla, Suriye’nin kuzeyindeki terör örgütlerine yönelik düzenlediği Zeytin Dalı Harekatı, siviller zarar görmeden icra edildi. Ancak, Zeytin Dalı Harekatı, Frankurter Allgemeine Zeitung Gazetesi’nde “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kürtleri hedef aldığı” ve “zehirli gaz kullandığı” manipülasyonuyla yer bulurken, Deutsche Welle Gazetesi terör örgütü YPG için “Kürt milis grubu” ifadesini kullanarak terör örgütü PKK’nın Suriye kolu YPJ/YPG’yi meşru bir oluşum gibi göstermeye çalıştı.

 

Terör örgütü PKK ve PKK’nın Suriye kolu YPJ/YPG için “özgürlük savaşçısı” ifadesi kullanılarak, terör örgütünü milletlerarası hukuka uygun şekilde yapılanmış (meşru) bir oluşum gibi gösteren, dolayısıyla terör örgütlerine yönelik milletlerarası hukuka uygun şekilde icra edilen Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı’nın “işgal” olarak nitelendirilmesini amaçlayan bu ve benzeri yayınlar, basın adına utanç verici.

 

Medya kuruluşları, doğru bilgileri aktarmalı, demokrasiye ve hukuka bağlı olmalı.

 

Haftaya görüşmek dileğiyle…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Orman yangını kontrol altına alındı
Orman yangını kontrol altına alındı
Faiz silme kampanyası için son 1 hafta
Faiz silme kampanyası için son 1 hafta