Milli Güvenlik ve Savunma Konsepti - 2
Satuk Buğrahan MİRZABEY

Milli Güvenlik ve Savunma Konsepti - 2

Bu içerik 4048 kez okundu.

Hegemonik savaş ve hegemonik savaşın unsurları üzerine bilimsel araştırmalar yapılmadığı sürece, günümüz dünyasının güvenlik sorunlarına çözüm bulmak mümkün değildir.

 

21. yüzyılda ulusal güvenliği hedef alan tehditlerin ve yakın geçmişte ortaya çıkan asimetrik tehditlerin önemli bir kısmı, ilk kez karşılaşılan tehditler olmalarının yanında, küresel güvenlik içinde tehdit oluşturabilecek boyutlara ulaşmaları sebebiyle, pek çok ülkenin güvenlik konseptinde değişikliğe gitmesine sebebiyet verdi.

 

Hegemonik savaş, diğer savaş türlerinden farklı olarak; küresel ölçekte hakimiyet sağlama amacıyla, sistematik şekilde yürütülen savaş türüdür. 21. yüzyılın güvenlik sorunlarının çözümü; iki devlet arasındaki çatışmalardan ziyade, ittifaklar oluşturulması suretiyle yapılan soğuk savaşların, ittifaklar arasında çeşitli oluşumlar ve geçmiştekilerden farklı unsurlar üzerinden icra edilen örtülü savaşların ve gayri nizami harbin incelenmesiyle mümkündür. Günümüzde ülkeler bazında özellikle basın yoluyla ve bazı meslek örgütleri vasıtasıyla yürütülen psikolojik harpte, hegemonik savaşın bir unsuru olarak düşünülebilir.

 

Sosyolojik harbin bir unsuru olan psikolojik harp, sıcak çatışmaların yaşandığı savaş türlerinden farklı olarak; toplumun milli varlığını ve kültürünü hedef alan, sistematik şekilde yürütülen, günümüzde çoğunlukla basın yayın faaliyetleri üzerinden icra edilen, hedefindeki ülkede siyasi, askeri ve ekonomik hakimiyet kurma ve toplum içerisindeki dayanışmayı bitirme amaçlarıyla yapılan örtülü savaşa verilen isimdir. Psikolojik harp günümüzde ayrıca; bazı meslek örgütlerinin, milli güvenlik ve kamu güvenliğinin tesisi amacıyla icra edilen faaliyetlere yönelik olumsuz beyanatları ve hedefindeki ülkede dış tehdidi oluşturan unsurların istediği faaliyetlerin desteklenmesiyle de icra edilmektedir.

 

Psikolojik harbin hedefindeki toplum, uzun bir zamana yayılmış şekilde milli değerlerinden soyutlanarak, tek tipleştirilir, Oktay Sinanoğlu’nun psikolojik harple ilgili tespitleri bu noktada günümüze ışık tutuyor. Küresel ölçekte etkili bazı basın ve yayın kuruluşları üzerine yapılan araştırmalarda, bu kuruluşların yayınlarında, düşünceleri ve yaşantısı itibariyle tek tip insan oluşturma çabasının olduğu, kuruluşların izin verdiği yayınların topluma ulaştırılıp, psikolojik harbin hareket kabiliyetine sekte vurabilecek yayınların filtrelendiği sonucuna varıldı. Sanayileşmesini tamamlayamamış ülkelerde, gelişme adına atılan adımların ve yatırımların, basın yoluyla pasifize edilmeye çalışılması, özellikle ilaç sanayisi ve savunma sanayisinde ithal kalemlerini azaltarak üretime yönelen ülkelerin yine basın yoluyla (kimi zaman başka konular üzerinden bile) hedef gösterilmesi de yine psikolojik harbin etkisini gözler önüne seriyor.

 

Ülkelerin ulusal güvenliğini tehdit edecek boyutta yayınlar yapan kuruluşların, Zeytin Dalı Harekatı’nın icra edildiği süreçte Türkiye’yi hedef aldıklarını geçtiğimiz haftalarda yayınlanan yazılarımda ifade etmiştim. Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki terör örgütlerine yönelik icra ettiği harekatların ardından; etnik köken ve mezhep farkı gözetmeksizin Suriye’nin kuzeyinde yaşayan halkın, en temel haklardan olan yaşama ve eğitim haklarının, temel özgürlüklerden olan yerleşme ve seyahat özgürlüklerinin Türkiye tarafından sağlanmasına, Batı medyasında neredeyse hiç yer verilmezken, özellikle Alman basınında Türkiye’nin Kürtlere karşı kara harekatı başlattığı ve sivillerin hedef alındığı yalanlarına yer verildi, terör örgütü YPG için “Kürt milis grubu” denilerek terör örgütü meşru gösterildi. Yine Batı medyasında Terör örgütü PKK/PYD için “özgürlük savaşçısı” ifadesi kullanılarak, terör örgütünü milletlerarası hukuka uygun bir oluşum şeklinde gösterme çalışmalarına devam edildi. Terör örgütlerine yönelik icra edilen harekatların; milletlerarası hukuka uygun şekilde yapılabileceğinin en güzel örneği olarak nitelendirilen Zeytin Dalı Harekatı’nı; içerisinde occupation (istila) kelimelerinin kullanıldığı haberler yaparak, yayınlarıyla manipüle ederek, özellikle Avrupa’da yaşayan Kürtleri, akabinde Türkiye sınırları içerisindeki Kürt vatandaşları Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine kışkırtmaya yönelik yayınlara, yakın zamanda yenileri de eklendi.

 

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Afrin kent merkezini ele geçirmesinden sonraki 24 saat içerisinde, Batı basınında 9000’e yakın haber yapıldı. Zeytin Dalı Harekatı ile alakalı çıkan haberler içerisinde;

 

  • BBC’nin “Suriye Savaşı: Türk Hava Saldırılarında Binlerce Kişi Kaçtığı Gibi Sivil Ölümler de Var” başlıklı haberi,

 

  • Daily Mail gazetesinin “YPG hala şe­hirde savaş halinde ancak sivillerin katliamdan korun­ması için tahliyeler gerçekleştiriyor” haberi,

 

  • Der Spiegel’in “Askeri Saldırı: Türk Ordusu Suriye Şehri Afrin’i İşgal Ediyor” başlıklı haberi,

 

  • Los Angeles Times gazetesinin terörist başı Öcalan için “Türkiye’de tutuklu lider” ifadesini kullandığı haberi,

 

  • Reuters’ın, “Türk Güçleri ve Suriyeli Müttefikler Kürt­leri Afrin’den Çıkardı” haberi ve “Kürtler Afrin’deki Türklerle Gerilla Savaşında Yeni Bir Döneme Girildiğinin Sinyalini Ver­di” haberi,

 

  • The Independent gazetesinin “Türkler Afrin’in kontrolünü ele geçirdikten sonra Kürt kahramanın heykelini yıkarak Kürtlerin kültür ve tarihine zarar verdi” haberi,

 

  • The Washington Post gazetesinde harekatla alakalı occupation (istila) kelimesinin kullanıldığı haber,

 

  • The Washington Post gazetesinin “Türk ordusunun, şehri Kürt popülasyonundan temizlemeye yönelik hareket ettiği” iddiasını içeren haberi,

 

  • Voice of America’nın “Suriyeli Kürtler Af­rin’deki Türk Güçlerinin Kabusu Olmaya Yemin Etti” haberi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve devlet kurumlarına yönelik yapılan dezenformasyon faaliyetlerinin örneklerinden yalnızca bir kaçı.

 

*

 

Psikolojik harbin, hegemonik savaşın bir unsuru haline gelmesi, Türkiye’nin milli değerlerine bağlı yabancı dillerde yayın yapan gazetelere duyulan ihtiyacı gözler önüne seriyor. Türkiye’nin bugün itibariyle küresel ölçekte etkili ve yabancı dillerde yayın yapan çok az sayıda gazetesi bulunuyor. Türkiye; uluslararası basında güçlü bir konuma gelemezse, basın ve sosyal medya yoluyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve devlet kurumlarını hedef alan basın kuruluşları ve kişilere yargı yollarını işletmezse; Türkiye’nin terör örgütlerine yönelik milletlerarası hukuka uygun şekilde icra edilen ve yakın gelecekte icra edilecek harekatlarınında bahsettiğim kuruluşlarca manipüle edilebileceği tehlikesi bulunmaktadır.

 

Ortak amaçlar doğrultusunda ve Türkiye aleyhine yapılan psikolojik harbin örneklerini yukarıda belirttim. Yurtdışında, Türkiye’nin milli güvenliğine zarar veren yayınlar yapılması ve bu tehdide yönelik çözüm önerilerimi sıraladım. Milli Güvenlik ve Savunma Konsepti yazı dizisi devam edecek.

 

Haftaya Görüşmek dileğiyle…

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Şampiyonlar Ligi'ne gelecek sezon...
Şampiyonlar Ligi'ne gelecek sezon...
Dinamit mi Koyuyor?
Dinamit mi Koyuyor?