BİZE BÖYLE ANLATILMAMIŞTI..
Bahaddin Özbuğutu

BİZE BÖYLE ANLATILMAMIŞTI..

Bu içerik 7253 kez okundu.

XIZJid

Demokratikleşme süreciyle ilgili çalışmalara katılmak üzere o dönemin bölge koordinatör Milletvekili olan, bugün Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanımız Mehmet Sekmen Bey’in görevlendirmesiyle güneydoğumuzun gönlü güzel insanlarının bulunduğu Diyarbakır’a intikal etmiştim. 

Yıllarca fasılalı süreçlerde bölgeye gidiyor teşkilâtlarımızca organize edilen geniş katılımlı toplantılarda konuşmacı olarak bulunuyordum. Genelde soru cevaplı olmasına gayret ediyordum. Her ne olursa olsun bölge insanının gözünde misafirdim. Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 yıla yakındır dava arkadaşı olarak takdim ediliyordum. Böylece konuşmaya avantajlı olarak başlıyordum. 

WKPwaN

Sayın Cumhurbaşkanımızın bölge insanı üzerindeki güvenirliliği sayesinde ilgileri daha da fazla oluyordu üzerimdeki yükün ağırlığı ve sorumluluğunu biliyordum, hata yapmamalıydım.  

Her gün en az üç veya dört sohbet organize ediliyordu, katılımcılar kırk kişiden aşağı olmuyordu. Hemen hemen her ilçede bu şekilde organizasyon yapılıyordu. Binlerce gönlü güzel insanla bir araya geliyordum. Yanımda İlçe Başkanı, Gençlik Kolları Başkanı veya teşkilattan muhakkak iki görevli olurdu. Lice, Hazro, Yenişehir, Kayapınar, Sur, Çınar, Bismil, Ofis, Ergani, Kocaköy,  Haniye ziyaretlerde bulunmuştum. 

EKBNYc

Belki de gelecek nesillerin bilmesi gereken onlarca hatıram var. İnşallah onları da bir kitapta toparlarım. 

Ziyaretlerimin tamamında yakamda Ay Yıldızlı Al Bayrağımız olan rozetim bulunurdu. İlkelerimiz ve inandığımız değerlerden taviz vermeyen çok net ve belirgin bir duruş sergiliyordum. Kötülüğün kendince yumuşak ifadelerinin içine sığdırdığı haksız eleştirilerine, algı oluşturma girişimlerine taviz vermiyordum. Kısaca ifade etmek gerekirse bir iyiliğe katkı sağlamak için kötülüğe hoş görünmüyor takiye yapmıyordum. 

Hamdolsun ciddi çalışmalarımız, güçlü irademiz, evrensel değerlerine bağlı, alnımız ak, yüzümüz pak sahipleneceğimiz liderimiz vardı. 

QGNlzk

Çınar ilçesinde yaklaşık altmış kişinin katıldığı bir sohbetteyiz, ilçenin ileri gelenlerinden geniş bir katılım olmuştu. Tanışma merasimi bitti, Devlet-Millet birlikteliğinin önemi, yapılan hizmetler, demokratikleşmeyle ilgili atılan adımlar, bölgeye yapılan yatırımlar, geçmişin TÜRKİYE'si, bugünün gelinen noktası mihmalinde sohbetin bu bölümü bitmişti. Soru-cevap sürecine girmiştik. Hatip düzeyindeki kişiler için en önemli tespitlerinden biri konuşma sürerken katılımcıların hangi konular üzerinde nasıl tavır koyduklarına dair mimiklerini takip etmektir. Bu konularda uzmanlaşmak toplumun reflekslerini, kanaatlerini kavramak noktasında çok önemlidir. Bu birikim sayesinde sohbetin içinde doğrular ve ilkelerinden taviz vermeden farklı stratejiler geliştirmek gerekebilir.  

Sohbetimiz sırasında karşımda oturan bir gencin soru-cevap faslında kesinlikle gerginlik çıkaracağını hissetmiş, ona göre beklenti içine girmiştim. Nihayet dediğim olmuştu, söz istemişti. Yerde bağdaş kurarak uzun ve geniş bir salonda oturuluyordu. Sorudan ziyade yargılamaya hazır hâli vardı. Söz aldı ve direkt konuya girdi; "T.C.’nin  yaptıklarını, halkımızın çektiklerini ne yaparsanız yapın, ne anlatırsanız anlatın unutturamazsınız!". 
Hemen söze girdim; “bak genç kardeşim ben kendimi tanıttım, tanışmak sünnettendir sende kendini tanıt bilelim.” dedim. 
Ayağa kalktım uzunluğu 20 metreyi geçen salondan ona doğru yürümeye başladım. 
O da gayri ihtiyari kalktı en az 1,95 m boyunda çakı gibi yağız bir delikanlıydı, kendini tanıttı. Bir siyasi partinin oradaki gençlik kolları başkanıymış. Elimi uzattım “işte bu iyi oldu.” dedim. Şaşkındı, el uzatmıştım. “Hiç şaşırma, ben seni gökte ararken yerde buldum. Şimdi konuşacağız halkımız ikimizi de dinleyecek.” dedim ve sözü ona verdim. 

 

Yargısız infazlar, kürtçe isim koyamamalar, gazete, radyo, televizyon kurmaktaki engellemeler, kısaca her sıkıntısını söylemişti. Yaşlılar çok üzgündü kürtçe “Yeter! Ayıp, o misafir.” diyorlardı, bende vücut dillerinden tahmin ediyor İlçe Başkanıma bırakın konuşsun diyordum. Sabrıma hayranlıkla bakıyorlardı. Gencin konuşması nihayet bitmişti. 

Tekrar sordum “devam edecek misin?” diye, “şimdilik bu kadar” demişti. . “Söyle bakalım, bu saydığın sıkıntılar 2002’den önce miydi? Yoksa sonra mı?” demiştim. Biraz düşünüp cevabı vermişti. “2002’den önce.”  Buna karşılık “Peki kardeşim biz geçmişin çirkinliklerini ayaklar altına almadık mı? Yargısız infazları yapanları bulup hesabını sormadık mı? Faili meçhul ölülerin yerlerini tespit edip kazıp ölülerini yakınlarına teslim etmedik mi? Nihayetinde ülkemizin Başbakanı geçmişin çirkinliklerini bir daha diriltmemek adına ayaklar altına aldık demedi mi? Bölge halkından Devlet adına özür dilemedi mi?” dediğimde adeta dili tutulmuş, cevabı biraz geç gelmişti "EVET DİLEDİ..”. 
“O halde geçmişin hatalarının bedelini bize ödetme girişimin bize reva mı?”  Çok şaşkındı fakat hâlâ gözlerindeki şüphe görülüyordu. “Bak kardeşim, birilerinin emperyalizmin tetikçiliğini yaparak kardeşlik hukukumuzu bozup TÜRKİYE’mizi ve halklarını bölüp, parçalayıp, yönetip, sömürme arzularına fırsat vermemeliyiz. Şimdi sana soruyorum, burada gidenler de vardır, onlara da soruyorum; Ben kutsal topraklara gittim, Kâbe’de, Medine’de ibadet eden insanlarla tavafta kol kola, namazda yan yana oldum. Farklı tenlerde, aynı kıyafetler içindeydik. Yanımda  Avustralyalı, Amerikalı, Alman, Habeşistanlı, Afrikalı, Asyalı dünyanın dört bir yanından farklı milletlerden insanlar vardı. Arapın Arap olmayandan, Arap olmayanın Araptan üstünlüğü yoktu, yani orada herkes eşitti çünkü Müslümanlar kardeşti. Bunu anlıyor musun?” diye sorunca çok mahzun bir şekilde “EVET” demişti. Hemen konuya tekrar girmiştim “Bu sebepledir ki bizim kardeşlik hukukumuzu bozmaya kalkanlara karşı mücadele etmek, o yolda ölmek bizim için şereftir, şehadettir. 
Bir dakika henüz ! Bitmedi, yakamdaki rozete sürekli gözün kayıyor, şimdi sana onu anlatacağım.” demiştim, sabırla dinliyordu. “Edirne’ye gidersen Kırkpınarda şehitlik var, muhakkak uğra. Oranın kapısında şu yazıyı göreceksin. 
Bu VATAN, toprağın kara bağrında sıra dağlar gibi duran, uğrunda ölümü göze alan herkesindir. 
Sonra içeride yurdumuzun dört bir yanından gelen şehitlerimizin adını görürsün. Çanakkale’de emperyalizme karşı büyük bir mücadele veren halklarımız, Anadolu’nun dört bir yanından gelmiş, cephede şehit düşmüştü. İşte onların toprağa karışan kanlarının üzerine hilal ve yıldız yansımış, yakamda gördüğün Ay-Yıldızlı şanlı Bayrağımız olmuştur. 

Benim Atalarım kafkaslardan gelen TÜRK,lerdir. bizlerinde geçmişte bayrağımız olmuş olabilir, senin de kafanın arkasında bir bayrak olabilir, söyle bakalım Ay-yıldızlı bayrağımızdan daha ulvi bayrak olabilir mi?”. Cevap çok ani gelmişti; 


"BİZE BÖYLE ANLATILMAMIŞTI.” 
Benim de cevabım netti “nasip bügüneymiş şimdi anlattım. İnşallah bundan sonra dedelerinin kanıyla şereflenmiş bayrağa sahip çıkan, aslına, nesline yakışanı yapan Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi vatandaş olursun.” Sohbetimiz gergin başlamış, çok sıcak bir mesajla sonlanmıştı. "Başkanım müsaade ederseniz ilçenin çıkışına kadar size eşlik edeyim?"  

r5zryZ

Yine bir gerçekle yüzleşmiştim. İnandığınız değerleri hangi ortamda olursanız olun savunacak, doğrularınızdan vazgeçmeyecek, geçmişin çirkinliklerini bahane ederek kendi çirkinliklerini örtbas etmeye çalışan tatlı su kurnazlarının ajitasyonlarına aldanıp bugünün güzelliklerine ihanet ettiklerini, halkların kardeşliklerine zarar verdiklerini, masum insanların kanlarını döktükleri günleri unutturma gayretlerine çanak tutmayacaksın
Hangi koşullarda olursa olsun, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü savunacağını, Ay-Yıldızlı BAYRAK üzerinde bayrak tanımayacağını, DEVLETİN Bekasını, VATANIN bölünmez bütünlüğünü savunacağını unutmayacaksın. 
Ülkenin bütününü ilgilendiren aksaklıklar varsa, çözülmesi gereken eksiklikler varsa bölgenin güvenilen vatansever insanlarından dinleyecek, çözüm bulmak içinde gerekli gayret göstereceksin. 
Lâkin her doğruyu savunanın doğru olamayabileceğini düşüneceksin. 
Doğrulara kefil olacağını, kişilere de tedbir konulması gerektiğini unutmayacak, itimadın tedbire engel olmadığını bileceksin.  

Rabbim birliğimizi daim eylesin, birliğimizin her alanda galebe gelmesi için gayret edenleri gayretlerinde muvaffak eylesin. Onları içteki hainlerden, dışardaki zalimlerden korusun.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Seyir halindeki otomobil alev alev yandı
Seyir halindeki otomobil alev alev yandı
Trakya'da ilklerin belediyesi Ergene Belediyesi
Trakya'da ilklerin belediyesi Ergene Belediyesi